01 Ağustos 2014 Cuma

Mehmet Deniz'den Gençlik Kolları ile ilgili basın açıklaması
banner36

Postacının Sorumluluğu

24 Nisan 2012, 23:34

  Komik bulduğum fıkralardan birisi, postacı bir gün izin almış şehri dolaşmaya çıkmış. Bir diğer fıkra; adamın birisi doktora gitmiş,gidiş o gidiş geri dönmemiş. Postacıyla doktorun hiçbir ilişkisi yok tabii ki. Olsa olsa postacı hastalanırsa bu ortak payda oluşur veya doktora bir mektup götürürse postacı irtibat ortaya çıkar. Postacının sorumluluğu sadece mektubu taşımaktır, içeriğinden sorumlu değildir. Kötü haber getirirse ona kızmamak gerekir.
    Bu günlerde doktorlarımız çok üzgün haklı olarak. Bir görev şehitleri var, bir diğer iddiada milletvekilinin saldırı eylemi. Şiddet her insan topluluğunun karşılaştığı ve bir türlü dışlayamadığı bir davranış biçimi. Bizde biraz fazla galiba. Galibası yok epey fazla. Kadınlarımıza şiddet, çocuklarımıza şiddet, memurlarımıza şiddet, memurlardan vatandaşa şiddet, mecliste şiddet. Okulda şiddet, hayvanlara şiddet ve sayıp gidin örnekleri. Bunun bir nedeni ve ortadan kaldırmak içinde tedavi yöntemi olmalı. Hem psikolojik, hemde toplumsal tedavi yöntemleri. Şunu da çok iyi biliriz aslında,şiddet şiddeti doğurur.
    Geçen gün Girne'deydim. Hastahaneye uğramamız gerekti eşimle. Akçiçek Hastahanesi'ne gittik beraberce. Duvarda üniformalı bir tabip Üsteğmenin resmi asılı ve altındaki yazı şöyleydi. 1945 yılında Rusçuk'ta doğdu. Bursa nüfusuna kayıtlıdır. Babasının adı Halit'tir. 30 Nisan 1969 yılında Ankara Tıp Fakültesi'nden mezun oldu. 30 Haziran 1970 de Tabip Üsteğmenliğe terfi etti. 1974 Barış Harekatı'nda 28.Tümen Sıhhiye Taburu hasta ve yaralı ayırma Bölük Komutanı iken 8 Ağustos 1974 de şehit oldu. Şehit olduğu yere Akçiçek adı verildi. İki çocuk babasıydı. Çocuklarının adı Tahir Alp ve Aslı güldü. Övünç madalyası ailesine verildi. Mezarı Boğaz şehitliğinde...... numarada bulunuyor. Numarayı vermiyorum boşuna. Ziyaretine giden olmaz çünkü. Çok hüzünlendim Şehit Tabip Üsteğmen Halil Akçiçek'in hikayesini öğrendiğimde. Şimdi  bir milletvekilinin doktoru dövdüğü iddialarını yaşıyoruz günümüzde.
    Zaman zaman biz kendimizi balık hafızalı bir toplum olarak niteleriz. Böyle görünmemize rağmen ben buna çok fazla inanmıyorum. Mesela Muhteşem Süleyman'ı bir hatırladık, pir hatırladık. Meğer ne hikayeleri varmış Osmanlı Sarayının, keyifle izliyoruz ulus olarak. Yakın tarihimizde neler var aslında, ama onların çok fazla getirisi olmadığı için henüz hatırlamıyoruz. Daha doğrusu büyüklerimiz bize neyi hatırlatıyorlarsa onları hatırlıyoruz. Mesela durup dururken Dersim İsyanını hatırladık, Atamızın ve İsmet İnönünün Hitlerle olan tebrikleşmelerini hatırladık.Sonradan savaş çıkaran bir faşistle Devlet adamı olarak haberleşmek siyaseten bir hataymış.73 yıl sonra ki teşhisimiz şu. Adamın savaş çıkaracağını tahmin etmeli ve ona mektup yazmamalıydık. Hep iyilerle haberleşip kötüleri pas geçmeliydik. Demokrat Obama gibi.
     31 Mart ayaklanmasıyla harekat ordusunun gerici isyanının bastırılmasını kimse anımsatmıyor ve hatırlamıyor. Harekat ordusunun Kurmay Başkanı Mustafa Kemal'di. Bence o iştede bir bit yeniği vardı. Padişah tahttan indirildi. Mustafa Kemal ilk kez siyasi bir olaya karıştı. Olay derinlemesine incelenseydi ve sorumlular bulunsaydı belki 1960, 1971, 1980 ve 28 Şubat vakaları olmayabilirdi. Ne dersiniz?
     Menemen'de Şehit Asteğmen Kubilay'ın kafasını kesip yeşil bayrağa asan ve sonrada ipte sallananları kimse anımsatmıyor. Ama bu gidişle onlara da sıra gelecek gibi gözüküyor. O zaman güçlü olup hesap soranlar sonradan hesap verir hale geliyorlar, ülkemizde. Ömrümüz vefa eder mi bilemem, ancak gelecekte de bugünün hesabının sorulmasını arzu etmem. İntikam kokan bu yöntem yanlış bence. Hesap bakkaldan çıkmadan kesilmeli ve ödenmeli. Yoksa yaz deftere,aybaşı gelince öde olmamalı, karışıyor çünkü.
     Yakın tarihimiz daha verimli ve bakir aslında hafızaları tazelemek için. 12 Eylül Darbesiyle 28 Şubat post modern darbesi bugünlerde çok prim yapıyor. İşte zeki bir siyaset lobisine sahip olduğumuzun iki ayrı kanıtı. İlkinden 30 yıldan fazla zaman geçmiş, ikinciden 15 yıl zaman geçmiş. Yanlız tam olarak neyi gündeme getireceğimizi henüz tam kestiremedik. Darbeyi yapanlar mı, yapanlara alet olanlar mı, emirleri yerine getirenler mi yoksa toplantılara katılanlar mı, siyasetçiler mi, askerler mi, iş adamlarımı, yoksa gazeteciler mi? Hesabı kim ödeyecek. Fatura yine askerlere çıkıyor galiba. O tarihte eyleme geçenlerin değilde, koordinasyon toplantılarına katılanların isimleri geçiyor medyada. Daireyi çizip içerde kalanlarla dışardakileri saptayıncaya ve yargılayıncaya kadarda herhalde bir üç-beş yıl geçer ki o zaman biz Kanuni devrinden sonraki dönemlerin dizisini çekmeye başlarız. Mesela 4.Murat dönemi filan gibi. Aslında ben Baltacı Mehmet Paşanın maceralarını daha çok merak ediyorum.


Saygılarımla
    Yorum yazmak için sitenin üst kısımdan giriş yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen olun!
HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
e-gazete
  • Sarıyer HALK Gazetesi - 15 - 31 Aralık 2013 Manşeti
ARŞİV